Yard. Doç. Dr. Gülden YAZAN
Ziraat Yüksek Mühendisi
Uzman Tarım Danışmanı

Sertifika No: 209-151

(0536) 218 87 03

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Oryantal Tütünün Tarihçesi

deve.b

            Aromatik veya oryantal tütünün tarihi Amerikanın keşfinden yaklaşık 100 yıl sonra başlar. İspanyol, Portekizli, Alman ve İngiliz tüccarların tütün tohumlarını Akdeniz yoluyla Yakın Doğu ülkelerine taşımaları sonucunda tütün bitkileri daha iç ülkelere doğru dağılma göstermiştir.

 

Tarihçiler tütünün Türkiye’ye giriş tarihini 1603 olarak bildirmişlerdir. Zeki(1928), giriş tarihini daha kesin, 1569 olarak açıklamıştır.

 

İlk bitkiler Osmanlı İmparatorluğu içindeki bölgeler olan Yenice ve Kırcaali (Makedonya)’de dikilmiştir. 17.yüzyılın başlarında, Küçük Asya, Suriye ve Mezopotamya(Irak)’ya yapılan çeşitli ziyaretler sonucunda halkın büyük bir kısmı sigara kullanma alışkanlığı edinmiştir. Alışkanlık kalabalık kahvehanelerde sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar devam etmiştir.

 

1611’de hükümet, sigara içmeyi yasaklamış, yakalananlar ya idam edilmiş veya hapse atılmıştır. Sultan IV Murat’ın, sigara içerken yakalanan 25.000 kişiyi idam ettirdiği rivayet edilmektedir. Bu katı kanunlara rağmen her nasılsa, tütün içme alışkanlığı sürekli artmış ve tütün ziraatı, Karadeniz, Marmara Bölgesi ve Arabistan’da hızla yayılmıştır.

 

1683’de Balkan savaşları sırasında sultan IV Mehmet, sigara içmeyi serbest bırakmıştır. Bu tarihten itibaren tütün bitkisi, yetiştiği kendi ekolojik ortamına uyum göstermiş, Türk tütün üreticisinin tecrübelerine dayanarak geliştirdiği üretim tekniklerinin desteği ile özel aromatik nitelikler kazanarak dünyanın talep ettiği ve sigara harmanlarının vazgeçilmez ekotiplerini oluşturmuştur.

 

Aromatik tütünlerle ilgilenen Philips(1926), Zeki(1928), Nesteroff(1928), Thassitis(1954, 1960) gibi yazarlar, Makedonya, Türkiye, Bulgaristan ve Arabistan’da yetişen tütünlerin üretimi, toprak yapısı, hasat ve kurutma işlemleri, balya ve depolanması konusunda eserler yazmışlardır, Türk tütünlerinin botanik ve kimyasal niteliklerini belirtmişlerdir. Aromatik tütünlerin diğer tütün tiplerinden oldukça farklı olduklarını ifade etmişler ve bitki boyu, yaprak boyutu, yapı, yanıcılık, aromatik nitelikler, spesifik ağırlık ve reçine miktarları hakkında geniş bilgi vermişlerdir.

 

Oryantal tütünlerde saptanan bu farklılık, ‘aromatik veya oryantal tütünlerin orijini nedir? ‘ sorusunun sorulmasına sebep olmuştur. Çünkü tütün uzmanları, tarımı yapılan bütün tütün tiplerinin aynı orijinden geldiğine inanmakta güçlük çekmişlerdir.

 

Nesteroff(1928), oryantal tütünlerin orijininin belli bir zaman içinde gizlenmiş olarak kaldığını ve şimdi ayrı bir sınıf olarak ortaya çıktığını açıklamıştır.

 

1948’de North Carolina, Oxford’da Yunanistan’dan gönderilen iki oryantal tütün tohumu(Sari de Almiros ve Mavra de Lamia) yetiştirildiğinde, Sari de Almiros’un, burley tipine, Mavra de Lamia)nın ise dar yapraklı flue-cured tipine benzedikleri belirlenmiştir(Wolf and Wolf, 1948). Küba’da üretime alınan Kavala çeşidi, renk, aroma ve yapı bakımından puroluk tütünlere, yaprak boyu bakımından Kavala aromatik tütünlere benzer bulunmuştur. Daha sonra İzmir, Samsun ve Kavala varyeteleri Connecticut’ta yetiştirilerek hasat edilen yapraklar air-cured şeklinde kurutulmuştur. Renk, boyut, yapı ve aroma bakımından puro sargılık tütünlere benzedikleri saptanmıştır. Aynı varyeteler North Carolina’da yetiştirildiğinde ise aromatik tütünlerin karakteristik özelliklerini vermişlerdir. Aynı tohumların farklı bölgelerde gösterdikleri bu karakteristikler, tütün araştırıcılarını şaşırtmıştır.

 

Bazı varyeteler kendi orijinlerinin dışında bir bölgede üretildiklerinde bazı küçük karakteristik farklılıklar göstermektedirler. Ancak aromatik varyeteler Amerika’da üretildiklerinde hibridizasyon ve seleksiyon ile çok büyük modifikasyonlar göstermişlerdir. Coğrafik ve ekolojik faktörlerin bu farklılaşmada önemli etkisi olmaktadır. Tütün tipi ve kalitesi, hava ve toprak koşullarına bağlı olarak üreticinin tecrübesi ile tütün bitkisinin yetiştirildiği bölgedeki uyum kabiliyetine bağlıdır.

 

Sonuç olarak aynı tohum kaynağından farklı tütün tipleri üretmek mümkündür. Ancak tütünlerin sahip oldukları bu kolay uyum yeteneği, sanayi açısından olumsuzluk yaratan bir özelliktir.

 

            AROMATİK TÜTÜNÜN KÖKENİ

 

Comes, aromatik tütünleri; fruticosa, lancifolia, virginica, braziliensis, havanensis, Macrophylla olmak üzere altı botanik varyeteye ayırmıştır.

 

Anastasia, N. tabacum türüne dahil varyeteleri yaprak ve çiçek morfolojilerine göre dört guruba ayırmıştır.; havanensis, braziliensis, virginica, purpurea

 

Comes ve Anastasia, Samsun tütünlerinin; fruticosa x havanensis x macrophylla, Bafra tütünlerinin fructicosa x braziliensis x havanensis x macrophylla ‘nın hibritleşmesi sonucunda ortaya çıktıklarını açıklamışlardır.

 

Türk tütünleri yaprak sapının çıplak veya yaşmaklı oluşuna göre iki guruba ayrılır:

Zenepli (Başıbağlı – Kulaksız)

Yaşmaklı ( Zenepsiz – Basma – Kulaklı)

Türk tütünleri genotipik olarak havanensis ve braziliensis karışımı ile meydana gelmişlerdir. Anastasia’ya göre Ege tütünleri havanensis x braziliensis x purpurea melezinin dölüdür ve bu gurup tütünlerde yaşmaklı (havanensis) kanı hakimdir. Karadeniz tütünleri ise purpurea x braziliensis x havanensis melezidir ve zenepli (purpurea) kanı hakimdir.

Yaşmaklı tütünler Ege çevresinde oldukça kurak bölgelerde yayılmışlardır, zenepli tütünler ise Karadenizin nemli ve sıcak kıyı kesimlerine yerleşmiştir. Havanensis kanı taşıyan yaşmaklı tütünler kendi karakterlerine uygun olan kurak iklimli Ege bölgesine, purpurea kanı taşıyan zenepli tütünler ise nemli iklim isteklerine uygun olan Karadeniz kıyılarına adapte olmuşlardır. Değişik ekolojik koşullar altında üç varyetenin karışımından spontan melezleme veya doğal seleksiyonla kokulu şark tipi ekotipleri meydana gelmiştir.

amerikali tutunculer